İlk kez, bir yazıyı yazmak beni bu kadar heyecanlandırdı. Çünkü hayatımda derin izler bırakan, hatırladıkça da beni çok mutlu eden bir yolculuk hikâyesinden bahsedeceğim sizlere…

Yıl 2013, üniversite 1. Sınıftayım, her zaman ki gibi derse yetişmeye çalışmalar ve fakülte girişinde ellerimize iliştirilen bin bir türlü organizasyon broşürleri… Bu sefer ki farklıydı ama üzerinde kocaman yazılarla ‘Köy Okullarına Yardım Kampanyası’  ve gidilen yer Şanlıurfa ve memleketim Mardin…

Evet, en büyük hayallerimden biri, oradaki çocuklara umut olabilmek, onların dünyalarında dönebilmek, minik tebessümlerine dokunabilmek, dünyanın sadece bizler için döndüğünü değil, onlar için de döndüğünü biraz olsun hissettirebilmek, mutlu etmek ve mutluluklarıyla mutlu olmak… İşte bunları gerçekleştirmek için bir şeyler yapmam gerekiyordu, hatta bir şeyler değil çok şey yapmam gerekiyordu. Broşürü biraz daha inceledikten sonra, katılmak istediğimi söyledim. Ve gülümseyerek tabii ki diyen Eren arkadaşım o an çok mutlu etti beni. Ayrıca bu güzel ekiple tanışmamı sağladığı için de ona minnettarım.

Sadece 1 hafta kalmıştı, kendi çapımda çevreme duyurdum, arkadaşlarıma akrabalarıma, dostlarıma… Çünkü ne kadar çok insan, o kadar çok yardım demekti bizim için. Hiç tanımadığım 17 kişilik ekiple 21 saatlik yolculuk yapmak ve hep beraber güzel insanlarla tanışmak benim için farklı bir heyecan olacaktı.

Aradan 1 hafta geçti. Toplanan 3 okulluk yardımla 17 kişi çıktık yola. Ekip arkadaşlarımla 10 yıllık dostmuşuz gibi direkt muhabbete başladık, inanın 18 saatlik yol 4 saatlik gibi geldi bana.

Okulu bulmak kolay olmamıştı bizim için. Uçsuz bucaksız, buralarda insan yaşar mı dediğimiz ama tertemiz insanların yaşadığı küçük bir köy. Bizi karşılayan köy halkı ve gözlerinde umut ışığı parıldayan minik yürekler. Heyecanlanmamak mümkün mü ki, bu kadar güzellik karşısında. Direkt indik, her birimiz 2 -3 öğrenciyi etrafımıza toplayarak başladık muhabbet etmeye. Şöyle bir etrafıma baktım, ekip arkadaşlarım öyle bir dalmışlar ki hayatın anlamsız karmaşasından kaçarcasına sığınılan limanlar vardır ya, aslında onlar da o limanlardan birinde duraklamışlardı. Bu güzel ama kısa aradan sonra uzun bir köy sofrasında buluverdik kendimizi, meşhur Mardin sofralarından bir sofra… Karnımızı da doyurduktan sonra başladık yardımları dağıtıp, çocuklarla oyuna…

Meğerse çocukluk huymuş bizde . Ama hiç büyümedik desem yalan tabi, hadi oyuna devam :)